TÜRK-İSLAM MEDENİYETİN YENİDEN İNŞASINDA ADİL BİR SİSTEM OLAN AHİLİK DEĞERİMİZ TOPLUMSAL DİRİLİŞE GÜÇLÜ ETKİ EDECEK BİR YAPIDIR

Ahilik, sadece bir esnaf örgütlenmesi değil, Anadolu'nun "vatan" haline gelmesindeki en stratejik sosyal ve ahlaki mayadır. Türk-İslam Medeniyetimizin mayasıdır. Ahilik Anadolu İnsanımızın toplumsal diriliş hareketinde, köklü bir medeniyetimizi inşa ettiği temel bir ahlakıdır.

Medeniyet denilince aklımıza genellikle devasa yapılar, köprüler, saraylar veya fetihler gelir. Oysa bir medeniyeti ayakta tutan asıl güç, taşın ve toprağın arasındaki harçta değil, o toplumu birbirine bağlayan "gönül harcında" gizlidir. Türk-İslam Medeniyetinin Anadolu’daki mührüne baktığımızda, bu harcın adının Ahilik olduğunu görürüz.

13.yüzyıl Anadolu’sunu hayal edin. Moğol istilalarının yarattığı kaos, Haçlıların tahrip ettiği yerleşim yerleri, siyasi otorite boşluğu ve göçebe bir halk, İşte tam bu "fetret" devrinde, Ahi Evran-ı Veli Hz ve yol arkadaşları sadece dükkanların kapısını açmadılar, onlar bir medeniyetin kapısını araladılar. Ahilik, göçebe Türkmenleri yerleşik hayata, tüketici kitleleri, üretici sanatkârlara, bireysel hırsları ise toplumsal dayanışmaya dönüştüren, muazzam bir toplumsal dönüşüm projesiydi.

Ahilik sadece Ticaret değil, bir “Hayat Okulu” dur. Ahiliği modern dünyanın "sendika" veya "meslek odası" kavramlarıyla açıklamaya çalışmak, ona yapılacak en büyük haksızlıktır. Ahilik, ticareti ahlakla, maddeyi mana ile dünya işini ahiret inancıyla harmanlayan bir hayatı yaşam nizamıdır.

Ahilik teşkilatının temel felsefesi, meşhur düsturlarında saklıdır, "Eline, beline, diline sahip ol. Kapını, kalbini, alnını açık tut." Bu altı maddelik adap, Türk-İslam medeniyetinin insan modelini inşa etmiştir. Bu sistemde, yanlış ve hatalı mal üretenin pabucu dama atılırken, sadece ticari itibarı değil, toplumsal statüsü de sıfırlanırdı. Çünkü Ahilikte "kalite" sadece malda aranmaz, asıl kalite "insanda" aranırdı. İyi bir insan olmadan, iyi bir usta olunamayacağı ilkesi, Türk-İslam Medeniyetimizin üretim standartlarını temel olarak belirlemiştir.

Ahilik tarihte devletin temellerini kuran iradedir. Ahilik değerlerinin Türk-İslam Medeniyeti inşasındaki en kritik rolü, devletleşme sürecindeki etkisidir. Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna baktığımızda, manevi mimarların, Şeyh Edebali Hz’inin Ahi teşkilatının önderi olduğunu görürüz.

Ahiler, Devletin henüz tam otorite sağlayamadığı yerlerde asayişi belli dönemlerde sağlamışlardır. Misafirhaneler kurarak yolcuları ağırlamış, "Vakıf" kültürüyle sosyal adaleti tesis etmişlerdir. Ahilik, bir beyliğin cihan imparatorluğuna dönüşmesini sağlayan bir “Sosyal sözleşme” dir. Osman Gazi'nin beline kuşatılan kılıç, sadece bir savaş aleti değil, aynı zamanda Ahi ahlakının adaletini kuşanmayı temsil eden bir semboldür.

Ahilik sermaye temelli bir ekonomi değil, Ticaret de helale dikkat eden, rıskı ve bereketi verenin mülkün sahibi Allah olduğunu bilen, verdiği varlık ve zenginliğin bir emanet olduğunu, fakirin hakkın olduğu bilinci taşıyan, hırsla yaklaşmayan, nimete şükreden, kanaat sahibi bir ekonomi temelindedir.

Bugün modern dünyanın vahşi kapitalizmi ve sınırsız tüketimi sarmalında aradığı "etik ticaret" kavramını, Ahiler yüzyıllar önce "Siftahı benden, bereketi Allah'tan" diyerek, ticarete maddeye, mana yükleyerek çözmüşlerdi.

Komşusu siftah yapmadığı için müşterisini yan dükkana gönderen esnaf profili, Türk-İslam Medeniyetin zirvesidir. Bu, rekabetin "yok etmek" üzerine değil, "yaşatmak" üzerine kurulu olduğunu gösterir. Ahilik, Türk-İslam medeniyetinde sermayenin tekelleşmesini önlemiş, zenginliğin tabana yayılmasını sağlamış ve sınıflar arası çatışmayı engelleyen toplumsal bir "orta direk" oluşturmuştur.

Bugün Ahilik, sadece tarih kitaplarında övülecek nostaljik bir hatıra değildir. Aksine, sömüren faizli Kapitalizm ekonomisin tahrip ettiği, ticari yaşamı, üretimde kalitenin düştüğü, güvenin azaldığı, "köşeyi dönme" hırsının, sadece kendini düşünen mal ve servet biriktirdiği, meslek ahlakının önüne geçtiği günümüzde, muhtaç olduğumuz bir reçetedir.

Türk-İslam Medeniyeti yeniden yükselecekse, bu yine Ahi Evran-ı Veli Hz’nin "Hak ile sabır dileyip bize gelen bizdendir, akıl ve ahlak ile çalışıp bizi geçen bizdendir" düsturunu benimseyen, toplumsal diriliş hareketi vizyonuyla olacaktır. Çünkü medeniyet, taş duvarlarla değil, ahlaklı ve yüreği güzel, iyilik mücadelesini göze alan, erdemli insanların omuzlarında inşa edilir. Allah’ın izniyle İnşallah

Sevgi, Muhabbet ve Dua ile kalın İnşallah

NurHan Keleş

Bu yazı toplam 26 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nurhan Keleş Arşivi