Dr. Zekeriya BİNGÖL
BASİRET, SORUN ÇIKTIĞINDA BELLİ OLUR
Basiret, mazeret üretmek değil; sonuç alıncaya kadar mücadele etmektir.
Kıymetli okurlarım,
Yöneticilik, yalnızca kurdele kesmek değil; yarım kalan işi tamamlamak için kapı aşındırmaktır.
Geçtiğimiz yazımda Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinin Marmaris Uygulama Oteli üzerinden bir kamu değerinin nasıl kazanıldığını ve bugün hangi noktaya geldiğine ilişkin sorularımı paylaşmıştım.
Bu kez başka bir dosyayı açmak istiyorum: Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi ve Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi.
Yeni binanın temeli 2022 yılında atıldı.
Burada hakkı teslim etmek gerekir: Proje başladığında Prof. Dr. Turhan Kaçar henüz rektör değildi. Kendisi aynı yılın eylül ayında görevi devraldı. O dönem Rektör Prof. Dr. Hüseyin Çiçekti.
Yani projeyi başlatan yönetim başkaydı.
Ancak şu gerçeği de gözden kaçıramayız: Bir projeyi başlatmak kadar, devralınan projeyi tamamlamak da yöneticilik sorumluluğudur.
Bugün Ağustos 2026’dayız ve yeni Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi hâlâ tamamlanmayı bekliyor.
Bir tarafta mevcut fakülte binasının fiziki durumu ve boşaltılması gerektiğine ilişkin tartışmalar sürüyor, diğer tarafta yıllar önce temeli atılmış yeni hastane binası bitirilemiyor.
Şimdi kamuoyu adına soruyorum:
2022 yılında temeli atılan bu hastane bugün hangi aşamadadır?
Fiziki gerçekleşme oranı nedir?
Bugüne kadar ne kadar ödenek kullanılmıştır?
İnşaat neden bu kadar uzamıştır?
Kesin tamamlanma tarihi nedir?
Mevcut bina boşaltılmak zorunda kalırsa öğrenciler, akademisyenler ve vatandaşlarımız nerede hizmet alacaktır?
Bunlar muhalefet olsun diye sorulan sorular değildir. Bunlar kamu adına sorulması gereken sorulardır.
Elbette bir üniversitedeki her sorunu tek başına rektörün üzerine yıkmak hakkaniyetli değildir.
İnşaatın bütçesi vardır, ihalesi vardır, yüklenicisi vardır. Merkezi idareden veya başka kurumlardan kaynaklanan gecikmeler olabilir.
Bunların hepsini biliyorum. Çünkü biz de benzer süreçlerden geçtik.
Marmaris Uygulama Oteli için Ankara yollarını nasıl aşındırdıysak, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesinin kuruluş sürecinde de dönemin Rektörü Prof. Dr. Mansur Harmandar ile birlikte Ankara yollarını defalarca gittik.
Sağlık Bakanlığı ile TOKİ arasında adeta mekik dokuduk.
Bir tarafta projeyi ilerletmeye çalışıyor, diğer tarafta önümüze çıkan bürokratik engelleri aşmak için mücadele ediyorduk.
Çünkü büyük yatırımlar masa başında oturup bekleyerek gerçekleşmiyor.
Takip edeceksiniz.
Israr edeceksiniz.
Kapı çalacaksınız.
Gerekirse aynı kapıyı on defa çalacaksınız.
Yıl sonuna gelip ödeneklerin tükendiği dönemler bile oldu.
Ne yaptık?
“Ödenek bitti, yapacak bir şey yok.” deyip oturmadık.
Koştura koştura Ankara’ya gittik. Maliye Bakanlığının kapısını çaldık. Ek ödenek çıkarmak için uğraştık.
Çünkü yatırım durmuşsa yöneticinin görevi mazeret üretmek değil, o yatırımı yeniden harekete geçirmenin yolunu bulmaktır.
Bunları geçmişi anlatıp kendimize pay çıkarmak için söylemiyorum.
Şunu anlatmak istiyorum: Üniversite yöneticiliği yalnızca önünüze konulan bütçeyi harcamak değildir. Gerektiğinde bütçe bulmaktır. Kapı açmaktır. Engel aşmaktır. Ankara’ya gitmektir. Üniversitenin işi sonuçlanıncaya kadar peşini bırakmamaktır.
Ben üç yıl boyunca bir uygulama otelini üniversiteye kazandırmak için Ankara’ya gidip geldiysem; Eğitim ve Araştırma Hastanesi için Sağlık Bakanlığı ile TOKİ arasında mekik dokuduysak; ödenek bittiğinde Maliye Bakanlığına koştuysak, bugün üniversiteyi yönetenlerden de aynı mücadele ruhunu beklemek herhâlde fazla değildir.
REKTÖRLÜK SADECE KURDELE KESME MAKAMI DEĞİLDİR
Rektörlük makamı yalnızca iyi giden işlerin kurdelesini kesmek, protokolde yer almak veya tamamlanmış projelerin açılışını yapmak değildir.
Asıl yöneticilik sorun çıktığında belli olur.
Sorunu takip etmek, çözüm üretmek, gerekli kurumu harekete geçirmek, kaynak aramak, Ankara’da kapı aşındırmak ve gerektiğinde kamuoyunun karşısına çıkıp açıkça bilgi vermek de bu makamın sorumluluğudur.
Çünkü basiret, her şey yolundayken kurum yönetmek değildir.
Basiret, işler yolunda gitmediğinde çözüm üretebilmektir.
Bugün Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesinin hâlâ hizmete açılamamış olması, üzerinde ciddi biçimde durulması gereken bir konudur. Üstelik aldığım bilgilere göre hastane tamamlanmış olmasına rağmen yaklaşık iki yıldır teslim alınmayı beklemektedir.
Sebebi ne olursa olsun, burada önemli olan artık bu sürecin daha fazla uzatılmaması, varsa idari ve teknik sorunların bir an önce çözülmesi ve Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesinin teslim alınarak hizmete açılmasıdır. Çünkü böyle önemli bir yatırımın yıllarca atıl halde beklemesi hem üniversite hem de Muğla açısından kabul edilebilir değildir.
Sayın Rektör Prof. Dr. Turhan Kaçar’a yönelik eleştirim kişisel değildir.
Benim meselem kişilerle değil, yapılan ve yapılamayan işlerle ilgilidir.
Çünkü görev süresi sona erdiğinde her yönetici için aynı soru sorulur: “Bu kurumu devraldığınızdan daha ileri bir noktada mı bırakıyorsunuz?”
Bu sorunun cevabını unvanlar değil, sonuçlar verir.
Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi Muğla’nın ihtiyacıdır.
Öğrencinin ihtiyacıdır.
Akademisyenin ihtiyacıdır.
Vatandaşın ihtiyacıdır.
Kimse bir yöneticiden mucize beklemiyor.
Ama mücadele bekliyoruz.
Takip bekliyoruz.
Sonuç bekliyoruz.
Ve kamuoyuna açık biçimde: “Şu sorun vardı, şu girişimleri yaptık, şu aşamadayız ve şu tarihte tamamlayacağız.” denilmesini bekliyoruz.
Çünkü üniversite yatırımları hiç kimsenin şahsi meselesi değildir.
Bunlar öğrencinin, akademisyenin, Muğla’nın ve bu ülkenin ortak değeridir.
Unutmayın; yöneticilik sorunları miras almak değil, çözümleri miras bırakmaktır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.