Erdal Çil
ŞEHRE BİR ADAM GELDİ
Şehre bazen bir tren veya bir film gelir şarkıdaki gibi ve şehir birden değişir.
İklim değişir, mevsim değişir, bulutlar dağılır ve güneşler açar.
Bazen de bir adam gelir bir şehre ve bulutları dağılır o şehrin. Mevsimler yaz olur ve bütün şehir birlikte gülümsemeye başlar.
İşte öyle bir gelişti bir adamın bu şehre gelişi.
Takvimler 2024 yılının haziran ayını gösteriyordu. Adı Besim, soyadı Durmuş’tu ve bu şehrin tam ortasında durmuş, gönlünde taht kurmuştu sanki gelişiyle.
10 Haziran 2024 tarihinde Muğlaspor tesislerinde yapılan imza töreninde konuşan kulüp başkanı Menaf Kıyanç, “Besim Durmuş gibi değerli bir hocamızla anlaştık. Uzun vadeli bir yapılanma içine girmek istiyoruz. Kendisi Muğlaspor’ un önemli bir parçası olacak” derken, Besim Hoca’ da: “Bu ailenin bir parçası olmak çok güzel. Geçmişi olan bir kulüp. Hayal ettiğimiz günlere kavuşmak için canla başla çalışacağız. Sabırlı ve uzun soluklu kaliteli bir organizasyonla hedeflediğimiz yerlere ulaşabiliriz. Doğru yapılanmayı hep birlikte gerçekleştirmemiz gerekiyor” demişti.
Belki bu tür imza törenleri için sıradan konuşmalardı bunlar ama o; soyadının hakkını verircesine sözlerinin arkasında durmuş, o sözlerin öyle laf olsun diye söylenmediğini, dediği gibi canla başla çalışarak, geçen zaman içinde bu şehrin yedisinden yetmişine her ferdine göstermişti.
İsminin anlamı da güler yüzlü, güleç, mütebessim olan Besim Hoca’yı tanıdıkça onun sertlikten çok ikna edici, bağırmaktan çok anlatmayı tercih edici, öfkesinden ziyade sevecen, sevimli görünen tarzına da çabuk alışmıştık.
Bu şehir iyi göç alan, birçok adamın gelip gittiği gibi birçoğunun da gelip de gidemediği özel ve güzel bir şehir. Muğlaspor’ a da bu amaçla şimdiye kadar birçok hoca benzer amaçlarla gelmiş, ellerinden geleni yapmış ve gitmişlerdi. Ancak iki yıl üst üste bu takımı bir üst lige taşımayı başaramamışlardı. Geçmişinde Samsunspor, Göztepe, Kasımpaşa, Eyüpspor, Büyükşehir Belediye Erzurumspor, Boluspor gibi takımlarda görev yüklenmesinden sonra bu şehre emeklilik yaşamaya değil, emek verip yaşatmaya geldiğini, bitmek bilmeyen enerjisine tanık oldukça daha çok sevdik Besim Hocayı.
İyi bir futbol izleyicisi olmakla birlikte Besim Hocanın benim kadrajıma girişi ve dikkatimi çekişi ilk olarak 15-17 Mayıs 2009 tarihine dayanır. O sezon 1. Ligde Manisaspor ve Diyarbakırspor ligi ilk iki sırada tamamlayarak süper lige doğrudan çıkarlarken hemen arkalarından gelen Boluspor, Kasımpaşa, Altay ve Karşıyaka’ da Play-off oynamaya hak kazanmışlardı. Play-off maçları Ankara’da oynanacaktı ve Kasımpaşa’nın hocası da Besim Durmuş’tu. İzmir’li olduğum için gönlüm Altay veya Karşıyaka’nın üçüncü takım olarak süper lige çıkmasıydı. Bu yüzden o tarihlerdeki üç maçı da soluksuz, pürdikkat ekran başında izlemiştim. İki İzmir takımın da Ankara’da İzmir için bu kadar önemli maçlara çıkacak olması İzmir’deki belediyeleri de harekete geçirmiş, o günler için tahmin edilemeyecek sayıda otobüsler tahsis edilerek İzmir’den epeyce taraftar Ankara’ya taşınmıştı. Kasımpaşa ilk maçını Altay ile oynamış ve maça Altay çok istekli ve hızlı başlamış, ilk yarı golsüz bitmişti. İzmir’den giden taraftarların maçın başlamasıyla birlikte, Kasımpaşa’yı ötekileştirici ve rencide edici siyasi sloganlar atmaya başlamaları, işin rengini bir anda değiştirmiş, hakemler de tribünlerin etkisinde kalarak daha sert ve agresif oynayan Altay lehine düdükleri çalmaya başlayınca sanki ilahi adalet tecelli edercesine oyunda Altay hakimiyeti yerini Kasımpaşa hakimiyetine bırakmış ve ikinci yarıda atılan karşılıklı iki gol ile maç önce uzatmalara sonra da penaltılara kalmış ve penaltılar sonucu da finale yükselen Kasımpaşa olmuştu.
Kasımpaşa’nın finaldeki rakibi, Boluspor’ u yine penaltı atışları ile saf dışı bırakan diğer İzmir takımı Karşıyaka olmuştu. 17 Mayıs akşamı Ankara ASAŞ Stadında oynanan final maçına yine Karşıyaka çok hızlı başlayarak erken bir de gol bulmuş ve ilk yarıyı 1-0 önde kapatmıştı. İkinci yarıya daha istekli başlayan Kasımpaşa 55. Dakikada skoru eşitlemiş ve maç on beşer dakikalık iki uzatma devresine kalmıştı. İşte o uzatma devrelerinin ikincisinde, 114. Dakikada bulduğu gol ile rakibini mağlup eden Kasımpaşa süper lige yükselmişti. Maçtan sonra çıkan olaylar nedeniyle de Karşıyaka’ya beş maç seyircisiz oynama cezası verilmişti.
İşte o iki maçtaki şahsiyetli ve kararlı futbol oynayan takımın hocası Besim Durmuş’u o günlerden beri izlerdim ve günün birinde şehrimin takımının hocası olması da ayrı bir mutluluk sebebiydi benim için. Futbolumuzda hem sahadaki duruşuyla hem de kenar yönetimdeki karakteriyle iz bırakacak önemli bir isimdir Besim Hoca. Futbolcu olduğu yıllarda çalışkanlığı, oyunu okuyabilme becerisi ve takım disiplinine verdiği önemle tanındığı kadar, yıldızlaşmaktan çok takımın dengesini kuran, sorumluluk alan ve mücadeleyi elden bırakmayan bir futbolcu profili de çizmiştir. Bu yönüyle şimdiki futbola bakışının temelinde yer alan emek ve aklın temellerinin o zamanlara dayandığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Yine bir başka belirgin özelliğinin, oyunu sadece skor üzerinden değil, gelişim ve süreklilik üzerinden okuması olduğunu da göz ardı etmemek gerekiyor. Yardımcı antrenörlükten gelip teknik direktörlüğe uzanan tecrübesi, ona farklı seviyelerde futbolu tanıma imkânı verdiği gibi genç oyuncularla çalışmaya yatkınlığı, taktik disipline verdiği önem ve oyuncularıyla kurduğu doğrudan, samimi iletişim de onun farkını çok net göstermektedir.
Başta da dediğimiz gibi onun ismi gibi yumuşak, mütebessim tavrı, bu şehirle bu kadar mükemmel uyuşmasının kanımca en büyük sebebidir. Yine taraftar gruplarının da diğer taraftarlara göre daha sakin ve ılımlı olmalarında da onun karakterinin bir yansıması olduğunu da söylemek çok iddialı olmaz sanırım. Bu yüzden onun Muğla’ya ve Muğlaspor’a yaklaşımını salt bir görev ilişkisiyle tanımlamak da büyük haksızlık olur kanaatindeyim.
O bu şehrin sakin ama dirençli futbol ruhunu sezmiş, burada bulunmanın sorumluluğunu kavramış, Muğlaspor’un sadece bir futbol takımı değil, kentin ortak hafızası olduğunun farkına varmıştır. Bu nedenle sahaya yansıyan her mücadelede, tribündeki insanların duygusunu da taşımaya çalışır. Onun Muğla’ya olan sevgisi; büyük sözlerden çok, gösterilen emekte, sabırda ve bağlılıkta kendini belli eder. Bu da Besim Durmuş’u Muğlaspor için yalnızca bir teknik direktör değil, aynı zamanda bu şehrin futbol hikâyesine inanan bir yol arkadaşı da yapmıştır.
2024’deki imza töreninde Menaf Başkan: “Hedefimiz Muğlaspor'u 2'nci Lig'e çıkarmak” demişti. Şimdi yakından tanıdıkça daha da sevdiğimiz Besim Hoca ile yeni, yepyeni, soluksuz okuyacağımız hikayelerin sırada olduğunu da biliyoruz.
Yoldaşın iyi olunca, yolun zorluğunun ne anlamı olabilir ki?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.